Basketbol Sayfası

Basketbol Burada!

İdil Türk: Eğitim insanı hayatının sonuna kadar taşır

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi NCAA’de oynayan Türk oyuncularımızın istatistiklerini sizlere sunduk. Ancak bu defa NCAA’de oynayan oyuncularımızın istatistiklerini hazırlamakla kalmadık, bunun yanında kızlar ve erkekler kategorisinde sezonun en iyi performanslarını sergileyen genç oyuncularımızla röportajlar da gerçekleştirdik. Bu röportajlar sayesinde NCAA ile ilgili önemli bilgiler edinmekle birlikte, ABD’de ülkemizi temsil eden gençlerimizin yaşadığı zorlukları da öğrenme imkânı bulduk. Erkekler NCAA1’de 2018-2019 sezonunun en iyi performansını sergileyen Türk oyuncumuz olan Alihan Demir (1996, 2,05 m, PF) röportajından sonra şimdi de Kızlar NCAA1’de en önemli gelişmeyi gösteren Türk oyuncumuz İdil Türk (1996, 172 cm, SG, Texas-Rio Grande Valley Üniversitesi) ile güzel bir röportaj gerçekleştirdik.
 
İdil Türk, 16 yaşında çıktığı gurbet yolculuğunun ilk iki yılını Kanada’da son dört yılını da ABD’de Texas-Rio Grande Valley Üniversitesi’nde geçirdi. Aradan geçen altı yıl sonunda üniversiteden mezun oldu ve şimdilerde hem basketbol, hem de eğitim kariyeri adına gelecek planları yapıyor.
 
Henüz 23 yaşında olmasına rağmen, yaşından çok daha olgun düşüncelere sahip bir genç ile karşılaştığımı söylemeliyim. Zorlukların insanları daha kısa sürede hem daha güçlü hem de daha olgun hale getirdiğine bir kez daha şahit oldum. İdil’in bu altı yıllık yurt dışı yaşamını bir de anne ve babasından dinlemek istemiştim. Geçtiğimiz günlerde İdil’in yurtdışında yaşadığı süreci, anne ve babasının gözünden çok güzel bir şekilde özetleyen yazıyı “Çocuğumun karnı tok mu, insanlarla anlaşabiliyor mu?” başlığıyla yayımlamıştık. O yazı, özelde İdil’in ailesinin yaşadıklarıydı ama genelde ise NCAA hayali için ABD’ye giden gençlerimizin ailelerinin yaşadıklarına da tercüman olma niteliğindeydi diyebilirim.
 
Hem Alihan Demir, hem de İdil Türk ile yaptığım konuşmalar ve yazışmalar neticesinde, sizlerin keyifle okuduğunuzu düşündüğüm röportaj metinleri ortaya çıktı. Bu röportaj metinleri dışında, çok daha zengin bir yazı malzemesinin çıktığını da rahatlıkla söyleyebilirim. Bu ve bundan sonra yapacağımız röportajlar neticesinde, gelecek yazılarımda daha önce bahsettiğim gibi “Oyuncularımızın Gözünde NCAA” ve sonrasında da “Oyuncu Velilerimizin Gözünde NCAA” yazılarını da sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.
 
İdil’in anne ve babasının düşüncelerini içeren yazıda da göreceğimiz gibi, İdil, birçok zorluğa katlanarak hem basketbol, hem de eğitimi için çok zorlu süreçleri adeta tek başına göğüslemiş. Aşağıda yer alan röportaj metni, genç bir basketbolcunun, basketbol sevgisi adına geçen altı yıllık yurt dışı sürecinin kısa bir özetini içeriyor. Bu röportaj metninin sonunda daha önce okuma imkânı bulamayanlar için, İdil’in anne ve babasının düşüncelerini içeren yazısını da bulacaksınız. Şimdi sözü daha fazla uzatmadan sizleri İdil Türk röportajı ile baş başa bırakıyorum.
 
Basketbola başlama sürecinizi ve basketbol altyapı eğitiminizi kısaca anlatır mısınız? (Oynadığınız kulüpler/okullar ve çalıştığınız antrenörler)
Ben spora 5 yaşında jimnastik ile başladım, daha sonra yedi yaşında Eczacıbaşı spor okulunda voleybol oynadım. Bir sene sonra Işık Spor’a geçtim ve lisanslı oyuncu olarak oynadım. Sonra, okuduğum okul Şehit Öğretmenler İlköğretim Okulunda Ahmet Ersoy’un ısrarıyla basketbol oynamaya başladım. Okul olarak, İstanbul ve Türkiye Şampiyonluğunu tattıktan sonra da yoluma basketbol ile devam ettim. Aynı sene Galatasaray bana lisans çıkarttı. Antrenörlerim Birtan Öztürk ve Efe Güven ile Galatasaray’da U16’ya kadar çalıştım.
 
Lise öğrenimini Kanada’da tamamladınız ve okuduğunuz Bodwell Lisesinde NCAA bursuna hak kazanan ilk basketbolcu oldunuz. Lise’deki son sezonunuzda 32,1 sayı, 8,3 ribaund, 3,8 asist ve 3,1 top çalma istatistikleri ile 3000 elit lise son sınıf oyuncusu arasında 266. sırayı aldınız. Kanada’daki lise öğreniminiz sırasındaki bu çok önemli süreci bize anlatır mısınız?
Kanada’ya gidiş sebebim, dil öğrenmek ve hayalimdeki NCAA ligine geçişimi kolaylaştırmaktı. Hem okul takımında hem de kulüp takımında basketbol ve voleybol oynadım. 3D Kulübü ile Amerika’da turnuvalara katıldım (Seattle, Washington D.C., Oregon).
 
Neden ABD’de ve NCAA’de oynamayı tercih ettiniz? ABD’ye gitme ve NCAA’de oynama sürecinizi anlatabilir misiniz?
Benim için Amerika’da oynayabilmek bir hayaldi. Hem sevdiğim sporu yapabileceğim, hem de iyi bir eğitim alabileceğim için tercih ettim. 3D Kulübü ile ABD’de katıldığım turnuvalarda UTRGV başantrenörü beni görüp beğenmiş. Tamer Türkmen sayesinde de benimle iletişime geçildi.
 
NCAA organizasyonu hakkında bize neler söylemek istersiniz? Türkiye’deki altyapı basketbolu ile NCAA’i karşılaştırabilir misiniz? NCAA’de basketbol oynamak ile Türkiye’de basketbol oynamak arasındaki en temel farklar sizce nelerdir?
NCAA’de oynayan okulların imkânlarıyla Türkiye’deki altyapı imkânları arasında çok fazla fark var. Ayrıca, Türkiye’de bir oyuncunun iyi bir eğitim alıp hem de kulüp takımında oynayabilmesi çok zor ama Amerika’da oluşturulmuş sistem oyuncular için bunu çok daha kolay hale getiriyor.
 
NCAA’de Texas-Rio Grande Valley Üniversitesini tercih sebebiniz neydi? Hangi bölümde ve kaçıncı sınıfta okuyorsunuz? Basketbol ile akademik kariyerinizi istediğiniz düzeyde birlikte götürebiliyor musunuz?
Tercih nedenim üniversitenin köklü geçmişi, eğitim seviyesi ve basketbol kalitesinin iyi olması.Kinesiology bölümünden bu sene mezun oldum. İlk zamanlarda zorlanmama rağmen, alışma sürecim kısa sürdü.
 
Basketbol kariyerinizin son dört sezonunu Texas-Rio Grande Valley Üniversitesi ile Division 1 seviyesinde geçirdin. Özellikle bu sezon olmak üzere, hemen hemen her sezon bireysel istatistiklerinizi ciddi şekilde geliştirdiğinizi görüyoruz. Texas-Rio Grande Valley Üniversitesi ile geçen dört sezonunuzu, hem takım olarak hem de kendi performansınız olarak kısaca değerlendirebilir misiniz?
İlk senemde en çok süre alan çaylak oyunculardan biriydim ve takımım konferans finaline kaldı. İkinci senemde özgüvenim daha da arttı ve istatistiksel olarak çok iyi bir sezon geçirdim. Üçüncü senemde sakatlıklar ve mental düşüşüm nedeniyle çok iyi bir sezon geçiremedim ama kendime inancımı hiç kaybetmedim. Son senemde takımın en skorer oyuncusu olarak konferans finaline kalmamızda katkı sağladım.
 
ABD’de basketbol yaşantısına devam etmek isteyen gençlerin, hem akademik yönden hem de bireysel basketbol gelişimleri yönünden seçecekleri programları öncelikli olarak nelere göre tercih etmeleri gerekir?
Akademik programlarını ilgi alanlarına göre seçmeleri çok önemli! Spor, içinde sakatlıkların ve düşüşlerin de olduğu belirli bir dönem yapılan bir uğraş; fakat eğitim, bizi hayatımızın sonuna kadar taşıyacak en önemli yoldur.
 
Sizin gibi hem eğitimini hem de basketbol yaşantısını ABD’de devam ettiren Türk gençlerinin yaşadığı en önemli sorunlar nelerdir?
Uyum, kültür farkı, en önemlisi aile ve memleket özlemi. Basketbol olarak agresif savunmaya ve tempolu oyuna (kondisyona ve sertliğe) çok önem veriyorlar.
 
TBF’nin ABD’ye gitmek isteyen basketbolcu gençlerimize öncelikli olarak hangi konularda yardımcı olması, oradaki genç basketbolcularımız için çok faydalı olacağını düşünüyorsunuz?
Bana, birçok altyapı oyuncusundan (voleybol, basketbol) ABD’ye nasıl gidilir veya nasıl burs alınır tarzında mesajlar geliyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışsam da eminim bu tarz soruları olan yüzlerce sporcu vardır. Belki TBF bir seminer düzenler ya da altyapıdaki sporcular için sitesinde, ABD’de eğitim ve basketbol hakkında bir sayfa açıp oradan oyuncuların sorularına kapsamlı bir şekilde yanıt verebilir.
 
Hatırladığım kadarıyla WNBA’de oynayan ilk ve tek Türk kadın basketbolcusu Nevriye Yılmaz’dı. Bir de draft olan Olcay Çakır Turgut (2013 WNBA draftı 3. tur 27. sıra, New York Liberty) var ama o da WNBA’de henüz oynamadı. NCAA’de oynayan ve WNBA’i yakından bilen biri olarak şunu sormak isterim: WNBA’de neden uzun zamandan beri bir Türk kadın basketbolcusunu göremiyoruz. Bu düzeyde oynayabilmek adına bir basketbolcuda ne gibi teknik ve mental özelliklerin olması gerekir?
Türkiye’deki oyuncuların yetenek olarak yeterli olduklarını ama altyapılara gerekli ilgi ve önemin verilmediğini düşünüyorum. ABD’de her okulda bir kadın basketbol takımı varken, ülkemizde sadece birkaç büyük şehirde 3-5 okulda bunu görebiliyoruz. Okullarla TBF arasında mutlaka kapsamlı bir işbirliği olması gerekir!
 
Bu sezon, Funda Nakkaşoğlu (Florida Gators University) ile birlikte NCAA’de en üst düzeydeki kategoride (Division 1) oynayan ve en iyi performanslar sergileyen oyuncularsınız. Sizce bu başarınızı sağlayan temel etkenler nelerdir?
Çok çalışıp, bize verilen fırsatları iyi değerlendirdiğimizi ve zaman içerisinde kendimizi geliştirdiğimizi ve olumsuzluklardan az etkilenip, ABD’de güçlü kaldığımızı düşünüyorum.
 
Uzun yıllar ABD’de hem basketbol hem de üniversite eğitimine başarıyla devam eden birisi olarak, Türkiye kadın basketbolumuza dışarıdan bir bakışla bakarsanız, nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
Kadın basketboluna gerekli ilginin gösterilmediğini ve ikinci planda bırakıldığını düşünüyorum. Bunun üstüne bir de ülkenin ekonomik sıkıntılar yaşamasıyla birlikte bazı kulüplerin de zor durumda kaldığını görüyorum.
 
Gelecek sezonlarla ilgili kariyer planlamanızda nelerin olduğunu bizimle kısaca paylaşır mısınız?
NCAA’de üniversite bitirdikten sonra oyuncuların Avrupa’da herhangi bir ülkede 2 sene daha tam burslu okuyup oynama hakkı var. İngiltere’de bir kaç okuldan burs teklifi aldım ve sonra Avrupa ülkelerindeki üniversiteleri araştırdım. Bana en uygun olan okulda master yapıp, aynı zamanda da profesyonel oynamayı planlıyorum.
 
Basketbol adına gerçekleştirmek istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?
Basketbola küçük yasta başladım. Türkiye’de Galatasaray altyapısındaki antrenörlerimden çok şeyler öğrendim. A takımdaki oyuncuları izleyerek büyüdüm. Kanada’da sabah 5’lerde uyandım. Okula bisikletle gidip, ilk ders başlamadan önce tek başıma yüzlerce şut attım. ABD’de birçok kez mental olarak dağıldığımda bile kendi kendimi bir şekilde ayağa kaldırabildim. Altı sene ailemden, sevdiklerimden ve vatanımdan uzakta yaşamak zorunda kaldım. Senelerce inanılmaz mücadeleler verdim! Hayalim; basketbol oyununda en iyisini başarabilmek. Bunun için de elimden gelen her şeyi yapıp; mücadeleme devam edeceğim.
 
Bize kendi basketbol anlayışınızı kısaca anlatır mısınız? Oyununuzdaki kuvvetli yönleriniz ve daha çok geliştirmeniz gerektiğini düşündüğünüz yönleriniz nelerdir?
Basketbol bir zekâ oyunu. Bana göre oyunu okuyabilmek bir oyuncu için en büyük avantajdır. Takım oyunu oynamak benim için çok önemli. ABD’de yaşadığım birçok zorluklar, beni mental yönden güçlendirdi. Savunma yönümün güçlendiğini ve şutlarımın yanı sıra penetrelerimin de daha etkili hale geldiğini; bunun yanında da ribaunt ve orta mesafeli şutlarım için daha çok çalışmam gerektiğini düşünüyorum.
 
Bu sezon ciddi gelişim gösterdiğin basketbol performansın sonrasında, Milli Takım teknik ekibi tarafından sizinle iletişime geçildi mi? A milli takım ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?
Hayır, iletişime geçilmedi. Sadece kadın basketbolunun değil, ülkemin bütün milli sportif başarıları beni gururlandırır.
 
İdil, umarım bundan sonraki basketbol yaşantında seni çok daha güzel yerlerde görürüz. Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim.
 
 
 
ANNESİ VE BABASININ MEKTUBU
İdil ile yaptığım röportaj sırasında anne ve babasından süreci kendi açılarından anlatmalarını istemiştim. İdil’in anne ve babasının bana gönderdiği yazıyı aynı şekilde sizinle paylaşıyorum.
 
Bizim, İdil’in yurtdışında eğitim alması ile ilgili hiçbir planımız yoktu. Bu kısa sürede gelişen bir olay oldu. Bu karardan kendisini döndüremedik. Kanada’daki bir okul ile arkadaşı vasıtasıyla başvuru yaptı ve kabul edildi. Her şey iki ay içinde gerçekleşti. Açıkçası kabul edilmez diye biz çok rahattık, ta ki kendimizi havaalanında kızımızı yolcu ederken bulana kadar. Çok zordu… Bunun tarifi yok… Daha 16 yaşında, tek çocuğumuz, ailemizin gözbebeği, bizden hiç ayrılmamış, dilini, kültürünü bilmediği çok uzak bir ülkeye gidiyordu.
 
Tamam, gitti, yerleşti, güvenilir ellere emanet, her şey bitti, rahata erdik diyemedik. Burada onun peşinden antrenman, maç, turnuvalara gider, zamanla yarışır ve çok yorulurduk. Kızımız bizden uzakta, yurtdışındayken çok daha fazla yorulduğumuzu gördük. Bedenen değil ama zihnen. Karnı tok mu? İnsanlarla anlaşabiliyor mu? Sıkılıyor mu? Alışkanlıkları değişir mi? Bunları sürekli düşünmek, zaman farkı yüzünden her gece saatlerce rahatlaması için konuşmak, bazen onla gülmek ama sıklıkla ağladığında ağlamak ve çaresiz kalmak, bizi çok yıpratan, inanılmaz yoran şeylerdi. 
 
Bu arada antrenmanda burnu kırıldı, kaldığı evdeki ev sahibi ile sorunlar yaşadı. Tabii bu olumsuzlukların yanında bize çok güzel şeyler de yaşattı. Okul basketbol takımı tarihinde ilk kez bölge şampiyonu oldu. Voleybol takımı şampiyon oldu. Bölgenin en iyi sporcu ödülünü aldı. Ve mezun oldu. Biz de gururla izledik.
 
İdil, Kanada’daki son senesinde ABD hayali için çok çalıştı. Tüm boş zamanını, spor salonu ve SAT sınavı için kütüphanede geçirdi. Önce SAT sınavını geçti ve sonra NCAA1’de oynayan dört üniversiteden tam burslu teklif aldı. Binlerce genç sporcunun hayali olan şeyi, inanılmazı başardı.
 
İlk sene çok zorlandık. Daha çaylak senesinde ilk 5’i zorlayan bir oyuncu olunca, takım içi huzursuzluklar yaşadı. Bana bir gün “Burada yaşadığım olumsuzlukların çeyreğini bile size anlatmıyorum sırf siz üzülmeyin diye” dediğinde, anne olarak kızımın biran önce yanıma, ülkesine dönmesini istedim. Bu kadar erken büyümemeli dedim. Bu alışma süreci hem onun adına hem de bizim adımıza çok sancılı geçti. Zaman içinde çalışkanlığı, yeteneği ve duruşu ile arkadaşlarının saygısını kazandı. Çok ağladı ve bizi çok ağlattı. Ama çok çalıştı, direndi ve başardı. Aslında her sene ayrı bir macera ve roman olur. Ama bu kadar yeter.
 
Artık kızımız mezun oldu. Altı senelik bu maceranın sonunda onun diploma törenini izlerken duyduğumuz gururun tarifi yok. Tıpkı onu altı sene evvel havalimanından uğurladığımız zaman duyduğumuz üzüntümüzün tarifinin olmadığı gibi.
 

Gerçekten bu çocuklar, inanılmaz bir şey yapıyorlar. Gurbette, 10 000 km. uzakta, farklı kültür ve iklimde, derslerinin üstesinden geliyor, yemek yapıyor, çamaşırlarını yıkıyor, ağır antrenman programlarına tabi oluyor, bazen iki hatta üç uçak aktarması yaparak ABD’nin en uzak eyaletine gidiyor ve yeterince dinlenemeden maça çıkıyor, sakatlık ve hastalık yaşıyor. Bütün bunların üstesinden gelip, başarılı olmaya çalışıyorlar. Bu mücadelenin içinde olan çocuklarımızın önünde saygıyla eğiliyorum…  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir