Basketbol Sayfası

Basketbol Burada!

‘Karnı tok mu, insanlarla anlaşabiliyor mu?’ (İlker Yıldız)

Texas-Rio Grande Valley Üniversitesi’de eğitimini ve basketbol yaşamını tamamlayan İdil Türk ile yaptığım röportaj sırasında anne ve babasından hikayeyi kendi açılarından  anlatmalarını istemiştim. İdil’in anne ve babasının bana gönderdiği yazıyı aynı şekilde sizinle paylaşıyorum. (İlker Yıldız)

Bizim, İdil’in yurt dışında eğitim alması ile ilgili hiçbir planımız yoktu. Bu kısa sürede gelişen bir olay oldu. Bu karardan kendisini döndüremedik. Kanada’daki bir okul ile arkadaşı vasıtasıyla başvuru yaptı ve kabul edildi. Her şey 2 ay içinde gerçekleşti. Açıkçası kabul edilmez diye biz çok rahattık ta ki kendimizi havaalanında kızımızı yolcu ederken bulana kadar. Çok zordu… Bunun tarifi yok… Daha 16 yaşında, tek çocuğumuz, ailemizin gözbebeği, bizden hiç ayrılmamış, dilini, kültürünü bilmediği çok uzak bir ülkeye gidiyordu.

Tamam, gitti, yerleşti, güvenilir ellere emanet, her şey bitti, rahata erdik diyemedik. Burada onun peşinden antrenman, maç, turnuvalara gider, zamanla yarışır ve çok yorulurduk. Kızımız bizden uzakta, yurt dışındayken çok daha fazla yorulduğumuzu gördük. Bedenen değil ama zihnen. Karnı tok mu? İnsanlarla anlaşabiliyor mu? Sıkılıyor mu? Alışkanlıkları değişir mi? Bunları sürekli düşünmek, zaman farkı yüzünden her gece saatlerce rahatlaması için konuşmak, bazen onla gülmek ama sıklıkla ağladığında ağlamak ve çaresiz kalmak, bizi çok yıpratan, inanılmaz yoran şeylerdi. Bu arada antrenmanda burnu kırıldı, kaldığı evdeki ev sahibi ile sorunlar yaşadı. Tabii bu olumsuzlukların yanında bize çok güzel şeyler de yaşattı. Okul basketbol takımı tarihinde ilk kez bölge şampiyonu oldu. Voleybol takımı şampiyon oldu. Bölgenin en iyi sporcu ödülünü aldı. Ve mezun oldu. Biz de gururla izledik.

İdil, Kanada’daki son senesinde ABD hayali için çok çalıştı. Tüm boş zamanını, spor salonu ve SAT sınavı için kütüphanede geçirdi. Önce SAT sınavını geçti ve sonra NCAA 1 de oynayan 4 üniversiteden tam burslu teklif aldı. Binlerce genç sporcunun hayali olan şeyi, inanılmazı başardı.

İlk sene çok zorlandık. Daha çaylak senesinde ilk 5’i zorlayan bir oyuncu olunca takım içi huzursuzluklar yaşadı. Bana bir gün “Burada yaşadığım olumsuzlukların çeyreğini bile size anlatmıyorum sırf siz üzülmeyin diye” dediğinde, anne olarak kızımın biran önce yanıma, ülkesine dönmesini istedim. Bu kadar erken büyümemeli dedim. Bu alışma süreci hem onun adına hem de bizim adımıza çok sancılı geçti. Zaman içinde çalışkanlığı, yeteneği ve duruşu ile arkadaşlarının saygısını kazandı. Çok ağladı ve bizi çok ağlattı. Ama çok çalıştı, direndi ve başardı. Aslında her sene ayrı bir macera ve roman olur. Ama bu kadar yeter.

Artık kızımız mezun oldu. Altı senelik bu maceranın sonunda onun diploma törenini izlerken duyduğumuz gururun tarifi yok. Tıpkı onu altı sene evvel havalimanından uğurladığımız zaman duyduğumuz üzüntümüzün tarifinin olmadığı gibi.

Gerçekten bu çocuklar, inanılmaz bir şey yapıyor. Gurbette, 10 000 km. uzakta, farklı kültür ve iklimde, derslerinin üstesinden geliyor, yemek yapıyor, çamaşırlarını yıkıyor, ağır antrenman programlarına tabi oluyor, bazen iki hatta üç uçak aktarması yaparak ABD’nin en uzak eyaletine gidiyor ve yeterince dinlenemeden maça çıkıyor, sakatlık ve hastalık yaşıyor. Bütün bunların üstesinden gelip, başarılı olmaya çalışıyorlar. Bu mücadelenin içinde olan çocuklarımızın önünde saygıyla eğiliyorum…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir