Basketbol Sayfası

Basketbol Burada!

Dünya Basketbolunu takip edin, maliyetlerinizi düşürün

Kaan Şahin
Neptunas Litvanya’nın önemli takımlarından biri. Son yıllarda Avrupa Kupaları’nın da gediklisi olmaya başladılar. Önce Galatasaray ile Euroleague’de son olarak da Şampiyonlar Ligi gruplarında Beşiktaş ile oynadılar.

Bu takımın ve takımın koçunun ismini çok sık duymaya başladık. Bu sene Zalgiris’i ligde yaptıkları üç maçta da yenme başarısı gösterdiler. Litvanya’da Sarunas Jasikevicius’un Zalgiris’ten ayrılması halinde yerine gelecek isim olarak takımın koçu Kazys Maksvytis konuşuluyor. Biraz araştırdık… Kim bu adam? Nedir bu takımın bütçesi? Litvanya’da takımlar ne yapıyor?

Öğrendik ki; Neptunas’ın tüm takım bütçesi 500 bin dolar… Milyon dolar seviyesinde kurulan Beşiktaş ile aynı grupta mücadele ettiler, Beşiktaş’a karşı bir maç kazanıp bir maç kaybettiler. İki takım da aynı gruptan bir üst tura çıktı ve iki takım da bir üst turda elendi… Neptunas takımında yabancı olarak sadece 3 Amerikalı var. Yerli oyuncular içinde Zalgiris’ten kiralanmış oyuncular da var… Amerikalı oyuncuları oyun kurucu, skorer guard ve pivot pozisyonlarından yana kullanmışlar. Oyun kurucu yıllık 55 bin dolar, skorer guard ve pivot ise 90 bin dolar. Pivotları Jerai Grant geçtiğimiz sezonu da İtalya ikinci liginde geçirmiş. Yerli oyuncuları içinde sezonluk kontratı 15 bin dolar olan oyuncu bile mevcut. Demek ki; bir şeyleri başarmak için milyon dolarlar harcamaya gerek yokmuş hele ki bu ekonomi ortamında. 

Merak ediyorum sene başı yukarıda saydığım Amerikalı oyuncular bizim kulüplerimize önerilse hangisi tercihlerini bu oyunculardan yana kullanırdı? Ya da Beşiktaş aynı ligde yer alıyor olsa, Zalgiris’i yenebilir miydi?

– Size bir örnek; sezon başında 30 bin dolara bir çaylak TBL kulüplerimizden birine öneriliyor ve takımımız oyuncuya dahi bakmadan "Bu fiyata oyuncu olmaz!" diyerek reddediyor… Oyuncu şimdi bulunduğu organizasyonunda sayı kralı. Büyük olasılıkla önümüzdeki sezon Eurocup, belki de Eurolegue oyuncusu olacak.

Sadece yabancı sınırını katılaştırmak kulüplerimizin maliyetlerini düşürmeyecek. Bu çok açık. Yöneticilerimizin ve koçlarımızın etiket ve fiyat kompleksinden kurtulması gerekiyor. Türkiye’de market o kadar yükseldi ki; geçen sene TBL’de yıllık 200 bin dolara yakın paralara oynayan yabancı oyuncular vardı. Avrupa’da hangi ikinci ligde bir oyuncuya yıllık 200 bin dolar veriliyor? Bırakım İkinci Ligi, Birinci Ligde bu paraları veren var mı? Oyunculara bu paraları veren takımlar sezon sonunu küme düşme hattının civarlarında geçirdi. Bu paraya alınan oyuncunun getirisi olmadığı gibi kulübün gelecek sezon varlığını sürdürmesi adına ciddi bir engel oluşturuyor. 

– Bir başka örnek, FIBA EuropeCup organizasyonu oynayan hangi oyuncu 200 bin dolara imza atmıştır? Şimdi çeyrek finali oynayan 8 takımdan hangisinin bütçesi, bizim aynı kupada yer alan ama elenen takımlarımızın bütçesinden fazladır?

– Verdiğimiz örneklere oranla maliyeti uygun oyunculardan Tonye Jekiri bu sene çok iyi bir performans sergiliyor. Belki de Euroleague seviyesinde bir oyuncu konumunda şu an. Jekiri daha önce Bandırma Kırmızı organizasyonunda yer almış bir oyuncu ve TBL’de çok iyi performansları da vardı. Peki Jekiri Bandırma Kırmızı’da oynadıktan sonra neden burada kalmadı? Jekiri’yi Belçika’da iyi oynadıktan sonra daha yüksek fiyata almak niye?

Bu verdiğimiz örnekleri çoğaltmak çok kolay ama bu kadarı bile genel resmi görmek için yeterli diye düşünüyorum. Yukarıda verilen isimlerden bağımsız olarak vurgulamak istediğimiz yöneticilerimizin ve antrenörlerimizin hazıra çok alışmış olması. İsteğimiz saydığımız oyuncuların yapacağı işi yapabilecek oyuncuyu iyi etüd edip bulmaları. NCAA ve göz ardı edilmiş Avrupa Ligleri birer okyanus. Koçlarımız yoğun ancak staff içerisinden birileri tüm sezon bu ligleri takip edip, oyuncuları etüd etse ve kendi oyun sistemlerine göre maliyeti düşük oyunculara yönelip onlara katma değer kazandırsa nasıl olur? Bu oyunculara gerekirse bonservis konulsa ve bu isimler üzerinden para kazanılsa kulüplerimiz rahat eder mi etmez mi?

Piyasası yükselmiş, yıllık maliyeti 200 bin dolar ve üstü olan oyuncuları kadroya katmanın artık bir anlamı yok. İyi araştırır, dersinizi çalışırsanız çok daha düşük maliyetli oyuncular bulabilirsiniz. Kaldı ki; bu paraları verecek kulüp sayımız da artık bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu işten çıkış yollarından bir tanesi; yabancı oyuncu maliyetlerini düşürmek. Tüm takım rookie’lerden oluşsun demiyoruz ama hem Avrupa hem de NCAA takımlarımız için çok iyi izlenip, değerlendirilmesi gereken bir alan. Çünkü bu tarz oyunculara Almanya ve İtalya gibi önde gelen liglerden takımlar yöneliyor. Artık ucuz maliyete iyi takım kurabilen yönetici ve antrenör başarıyı yakalayacak. Bu nedenle hem yöneticilerimizi hem de antrenörlerimizi birbirine güvenmeye ve cesaretlendirmeye davet ediyorum… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir