Basketbol Sayfası

Basketbol Burada!

Ockham’ın Usturası ve Akrasia (Efe Can Önal)

Necip abi Final Serisi’nden önce bana “Afacan, maçları genç bir antrenör olarak yorumlasana bakalım” dedi. Ben de "abi yine iş çıkardın" deyip kaytarmaya çalıştım ama kendimi her zamanki gibi ekran başında buldum. 

Maçların, takımların, sayıların ötesinde benim inandığım daha genel bir şey var; o da felsefeler, belki okuduğum bölüm olmasından ötürü de aklım bu tarafa gidiyor genelde.

Ben iki kavram üzerinden Final Serisi’nde oynanan iki maçı yorumlayacağım. Büyük bir iddiam yok, bu sadece benim pencerem. 

14. yüzyılda yaşamış Ockhamlı William’ın bir tezi vardır ve bilimsel metodoloji alanında öncü düşüncelerden, tartışma yaratan fikirlerden birisidir. 

“Nesneler gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır çünkü basit olanın doğru olma olasılığı daha yüksektir”. Yani bir konuyla ilgili bir kaç seçenek varsa, bu seçeneklerin en basitini kabul etmek. Bunu cepte tutalım.

Değineceğim diğer bir kavram ise “akrasia”. Yunanca "bilerek kötülük yapma" anlamına gelir bu söz. Şöyle dersem daha aydınlatıcı olabilir: “İnsanın kendisi için en iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapmaktansa neden başka şeyler yapmayı yeğlediği sorunu." 

Bu iki kavramla ile Final Serisi’nin ilk 2 maçı arasında nasıl bir bağlantı var derseniz sonunu bekleyin:

Öncelikle seri başlamadan favori gözüken taraf; rakibinin sakatlıklarının da büyük etkisiyle Anadolu Efes’ti. 

Rotasyon darlığından dolayı kafa karıştırması, akıl oyunları oynaması gereken ve 1,5 maç boyunca bunu başaran Obradovic ve ekibi oldu. 

Fenerbahçe’nin 5 kısalı başlangıçları Efes’in aklını karıştırdı 2 maçta da. 

Evet Dunston ile post up temelli sayılar bularak başlamak bir tercih ancak “drive and kick” ile sayı bulma felsefesine sahip Efes’in her iki maçta da bu post-up’larla ritm ve zaman kaybettiğini düşünüyorum ki Fenerbahçe’de Dunston’ın üzerine atak ederek fazlasıyla sayı buldu ilk çeyreklerde.

Kalinic-Melli ikilisinin şutör olma özelliği sonucunda Dunston’ın boyalı alandan uzaklaşmak zorunda kalması da Fenerbahçe’nin 5 kısayla kurduğu tuzağın işlediğini gösterdi 2 maç boyunca. 

İlk maçın durgun isimlerini (Simon-Moerman) ikinci maç kesen ve yerlerine Motum-Beaubois’yi koyan Ataman, maça da 5 yabancı ile başladı ancak yine Dunston üzerinden oynayarak aynı yanılgıya kapıldı.

Çünkü Efes’in kısaları, Doğuş hariç, hücumda top atmadıkça savunma dirençleri düşen isimler. 

Ne zaman ki Larkin-Micic hücumda top kullanmaya başladılar, o zaman Efes’in özellikle ikili oyun sonrası ilk pasa yaptığı baskı arttı ve çaldığı toplarla 2.maçın 3.çeyreğinden itibaren temposu ve ivmesi yükselen alışılagelmiş haline büründü. 

Bir diğer kilit nokta iki maçtır Sertaç’ın ikili oyun savunmasının sıkıntısını yaşıyor Efes. “Show-up, double team, switch”, ne yapıyorsa yarım oluyor savunmada ve Fenerbahçe Sertaç oyundayken onun üstüne oynuyor sadece. 2.maç bir ara Sertaç oyundayken alan savunmasına dönüp bu zaafı biraz örtmek istedi Ataman ama bu seviyelerde bunun, özellikle de Fenerbahçe’ye karşı etkili olması pek mümkün değildi. 

İlk maça Melih-Dixon ikilisinin skor üretimi ile başlayan sarı lacivertliler 2. maça da Guduric ve kenardan gelen Sloukas ile offensi domine ederek başladı ve elbette Melli. Geçiş hücumlarından bulunan sayılar ve 1-1 oyunların çokluğu sanki iki takım formaları değiştirmiş ve diğerinin kimliğine, tarzına bürünmüş gibi hissetirdi bana. 

Yardım tarafından yapılan back door cutlar sonucu bulunan sayılar genç basketbolcu adaylarının izlemesi ve topsuz oyunun değerine dair portföylerine katmasını gerektiren kalitedeydi.

Serinin kalan kısmında iki takımı da bekleyen belli zorluklar var. Fenerbahçe’nin gözle görüldüğü üzere 4 yabancısı sakat ve bu yüzden Bobby Dixon’ın devşirme olmasından ötürü kazandıkları 1 ekstra yabancı oyuncu oynatma avantajlarını kullanmıyorlar. 2. yarısını kötü oynadıkları bir maçta bile son topta maçı kazanma şansları ellerine geldi ki bu da takımın kalitesini ortaya koyuyor. Dar rotasyon bellerini bükebilir ama Obra’nın akıl oyunları takımını diri tutmaya ve şampiyonluk yolunda engelleri yok etmeyi başarabilir. Ayrıca yerli oyuncu açısından Efes’in zamanında pek süre vermediği Melih-Düverioğlu ve Sinan gibi isimler seride etkin roldeler. Fiziksel yıpranmaya rağmen evinde oynayacağı iki maçta %200 ile oynayıp tüm sakatlık dertlerini unutabilir sarı lacivertliler.

Efes açısından ise sorun olmaya en yakın konular ise hangi yabancıların oynayacağı ve Ataşehir’de maç kazanma zorunluluğu. 2. maçı fena oynamayan Motum ile devam edecek mi yoksa Moerman’a mı dönecek? Benim beklediğim bir diğer değişiklik ise James Anderson’ın kadroya dahil olmaya başlaması. Çünkü Efes’in size’lı başka forveti yok. Efes’in normal sezonda içeride kazandığı maçı hatırlayın, Anderson çok efektif bir oyun ortaya koymuştu. Sahanın iki tarafında da direnci artırabilir Anderson.

Başta verdiğim iki kavrama dönersek, ikisi de aslında Efes’in ilgilenmesi gereken şeyler.

Kendisine bile bile zarar vermeden basit olanı seçerek, bildiği oyunu oynamalı Efes. Bazı takımların B planı; A planını daha efektif kılmak üzerine olmalıdır. Değişik beşler denemek bu oyunun içinde var ancak hem ilk maçtaki 4 kısa-Sertaç beşi hem de ikinci maçta Sertaç-Dunston’ın aynı anda sahada kaldığı beşler Efes’in kendisini inkar ettiği beşlerdir. Özellikle Sertaç-Dunston’ın aynı anda sahada kalması Ataman’ın selefi Perasovic’in Stimac-Dunston ikilisi ile alan paylaşımını baltaladığı günleri getirdi aklıma. Bol ‘isolation ve quick hitter’ ın ana menüde olması gerekiyor Efes için. 2. maç sahanın her iki tarafında da verimli olan Metecan’ın 4 numara olarak daha fazla sahada kalması biraz daha tercih edilebilinir gözüküyor. Şutör 4 numaraları sahip Efes bir Ergin Ataman klasiği olarak ve Anderson kadroda olmayacak Metecan fiziksel olarak da artı sağlayabilir 3,5-4 oynayarak.

Obra’nın manevraları mı Ataman’ın hırsı mı? Bu seri çok güzel olacak.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir